6 Kasım 2013 Çarşamba

Aydede

Bazen yalnızca anlatmak istersin, kime olduğu önemli değildir.. Hatta bazen hiç tanımadığın biriyle konuşmak istersin, çünkü seni tanıyanların senin hakkında oluşmuş bir düşüncesi vardır. Sen ise belki o zamana kadar keşfetmemiş olduğun ya da değiştiğini sandığın ya da gerçekten değiştirdiğin/değiştiğin bir yönünden bahsedeceksindir. Ya da aslında içinde ne olduğundan... Dışına yansıtamamış olduğundan, dışına yansımamış olanından... Belki ben de bu sebeplerden dolayı burayı mesken tuttum. Yazmak, belki, kimse okumasa da sorun yok, ben okurum açıp açıp... Kendime, kendim için bir doz seans! Tek tanımı bu olabilir bence... Ya da benim gibi düşünen, bunları düşünmüş ya da yaşadıklarımı yaşamış birilerine rast gelme ihtimali...

Ne kadar yorgunuz aslında hayatın içinde ve ne kadar gürültülü aslında dünya. Hiç bitmeyen bir sirkülasyon, bir yerde yaz diğer yerde kış, bir tarafında güneş diğerinde ay ve yıldızlar... Ne kadar anlamsız ve ne kadar da boş canlılarız aslında egoların konuştuğu şu dünyada, ne kadar küçüğüz ya, ne kadar küçüksünüz, ne kadar küçük !! 

Her an değişen, gelişen bu dünya, bu hayatın içinde hiç değişmeyen her gününü aynı rutinle yaşayan insanlar var ya hani! Hayranım ben onlara! Nasıl olabiliyor, nasıl sıkılmıyorlar? Yeni bir güncelleme gelen programı güncellemeden senelerce yaşayan insanlar var mesela, ya da cep telefonu kullanmayan... Nasıl olabiliyor? 

Bir gün onlar kadar umursamadan yapabilir miyim, yaşayabilir miyim? Sevdiklerimi de yanıma alıp güneşi, ayı, yıldızları, yazı, kışı, tüm gürültüsüne rağmen koskoca bir dünyayı duymazdan görmezden gelip yaşayabilir miyim? Kendimden çok düşündüklerimi, bunun güzel bir seçim olabileceğine ikna edebilir miyim? Ya da gelirler mi benimle? Hep ütopya şu hayaller... Hayalim ütopya... 

Al işte küçüklüğümdeki Aydede yine mavi gökyüzünde şimdi... Ne kadar hüzünlü gelir bu deyim bana, ay niye yaşlı ki? Niye dolardı gözlerim Aydede'ye? Hiç bir dedemi göremememden midir nedir, üzülürdüm. 
Yine burkuldu içim... Çocukken ne kadar salaksam sanırım hala değişmemiş hiçbir şey özümde, üzüldüklerim aynı, sevindiklerim aynı; bir avuç leblebi, pamuk şeker, çimenler, gündüzleri güneş, geceleri aydede...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder