25 Temmuz 2010 Pazar

Çimenler


Uzanıp büyümüş çimlere yatmak istiyorum bu aralar küçüklüğümde hıdrellezde yaptığım gibi aynı... Belki bir de anne limonatası bir bardak içmek o kırlarda... Ayak baş parmağıma da iliştirilmiş tepesi bordo yeşil bir uçan balon, uçmak isteyen ama ucundan bir ayağa bağlı... Arka planda turkuaz gökyüzü, bir öne-bir geriye, bir sağa-bir sola; rüzgarın eşliğinde dans eden bir uçurtma adeta... Beynim, yalnızca balonun hareketlerine odaklı... O kadar minik huzur istiyorum işte bu aralar... Beynimde mor, kırmızı, sarı, turuncu ışıkları, yıldırımları söndürüp pastoral bir kır dinlentisi...

Karıncalar mı? Gezsinler onlar da, ellerimde özgürce... Az ilerde ateş ve erken ağustos böceklerinin cıvıltısından bir arya... O an, gökyüzünde böceklerin aryasına ahenkle katılan, şakıyıp uçuşan kuşlardan daha doğal, daha sevindiren bir gölge daha olamazdı hayatımda...
Doğa ana, beni o gün sevindirecekse eğer, biraz da çiselerdi yağmur üstüme, başıma, toprağa... Koklardım tazelenmiş çimleri, gençleşmiş toprağı bir güzel... Az ilerde de geldiğimde fark edemediğim bir böğürtlen çalısı ilişirdi gözüme, iki küçük böğürtleni koparıp atardım annemin limonatasının içine...

Nazım'la aynı sevince ulaşmışken uykuya da dalardım... Ne de olsa ;

Bu anda; ne düşmek dalgalara,
bu anda; ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak,
güneş ve
ben...
Bahtiyarım.